Search
  • Ali Çimen

Atomun gölgesinde İranlı olmak…


Türkiye’nin amansız gündeminden kafamızı kaldırıp nefes almaya fırsat bulamıyoruz belki, ama bizim dışımızda, küresel ölçekte bir fırtına kopuyor; Dünya çok farklı bir gündemi, İran’ın olası nükleer programını ya da olası nükleer silahlarını tartışıyor. Evet, hiç şüphe yok ki, mevcut olan binlercesine bir de ‘Müslüman bomba’ eklemek, kimseye bir şey kazandırmayacak. Hatta fazlası ile aptalca. Öte yandan Müslüman bir gazeteci olarak, ‘İsrail’in, Amerika’nın nükleer füzesi var da neden İran’ın olmasın?’ şeklindeki argümanların seslendirilmesinin de işe yaramadığını, yaramayacağını görmekteyim. Oysa yapılması gereken kolay; İranlı olduğumuzu varsaymak, ya da o çok sevilen terimle söylersek, empati yapmak! Düşünün, dünyanın ilk ve son atom bombasını Amerikalılar kullanmış. Hem de iki tane! Üstelik eldeki veriler Japonların teslim olmak üzere olduğunu göstermesine rağmen. Onlara sorarsanız, ‘Hesaplarımıza göre 1 milyon Amerikalı ölecekti. Onun yerine 200 bin Japon’un ölmesini tercih ettik’ diyorlar, haklı olabilirler. Belki de asla bilemeyeceğiz. Devam edelim. Aralarında atom bombasını atan ekibin de bulunduğu birçok Amerikalı, ‘bir daha asla!’ demiyorlar. Peki, ne diyorlar? ‘Doğru bir karardı ve gerekirse bir kez daha kullanırız!’ Devam edelim. Kore’de, Vietnam’da, Panama’da, Grana’da da ve Irak’da, bazen haklı sebeplerle de olsa, kurulduğundan bu yana savaşan bir Amerika ile karşı karşıyasınız. Üstelik aynı Amerika, önce yakınlarınızdaki Afganistan’ı, ardından da sudan sebeplerle komşunuz Irak’ı işgal etmiş, ülkedeki ölü sayısı 250 bin gibi inanılmaz bir rakama koşuyor! Ve 11 Eylül’den sonra ‘Kabe’ye nükleer bomba atalım!’ diyen parlak fikirli Amerikalı siyasetçiler olduğunu şahit olmuşsunuz. Ve şimdi aynı Amerika, sadece ve sadece rejiminizden hoşlanmadığı ya da sizi bölgesel çıkarlarına tehdit olarak gördüğü için sürekli tehdit ediyor. Üstelik bunun için, Şah zamanında kendilerinin desteğiyle başlamış olan enerji amaçlı ve tamamen uluslar arası denetim altında olan nükleer programınızı bahane ediyor. Ve diğer yandan, nükleer deneme yaptığını davul çalarak iddia eden ve hatta canı sıkıldıkça Amerika’yı tehdit etmekten zevk alan ‘Kim Hanedanlığı’ ile görüşme masasına oturmak için Amerika’nın ne kadar kibarlaştığını görüyorsunuz. Siz olsanız ne düşünür, ne yapardınız?‘Irak ve Afganistan’ın nükleer silahı olsa bu kadar kolay işgal edilemezdiler. Kuzey Kore’nin var ve kimse bir şey yapamıyor. O halde benim de olmalı!’ demez miydiniz? Ve şimdi İranlı olmayı bir kenara bırakarak soralım? Neden iki kez atom silahını kullanmış, binlerce kez su altında, yer altında ve atmosferde denemiş Amerika’nın, ‘bir daha kullanmayacağım’ demediği halde kullanmayacağına inanıyoruz da, ‘kesinlikle enerji amaçlı’ dediği ve aksi ispatlanamadığı halde İran’ın olmayan nükleer silahlarını kullanacağına bu kadar emin olabiliyoruz? Burada, şu an dünyadaki güç odakları arasında en aklı başında olanı ama bir o kadar da korkak bir görüntü çizen AB’ye büyük görev düşüyor. Avrupa olarak, ‘dini’ ya da ‘milliyeti’ ne olursa olsun her türlü atom silahına karşı mı çıkacağız yoksa atomu olanların, olmayanlar ama olmasını isteyenler üzerinde kurduğu caydırıcı baskının bir manivelası mı olacağız?

#aliçimen #irannükleer #iran #israil #ortadoğu

0 views