Çanakkale ile ağlatmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?

03/22/2010

Çanakkale Savaşı'nın yıldönümünü yine 'gözyaşları' içinde idrak ettik ... Hamaset aklın önüne geçince hepten zıvanadan çıkıyoruz, sık sık olduğu gibi. Çanakkale'de 'mazlum' falan değiliz, bilakis Enver ve şürekasının balıklama daldığı Birinci Dünya Savaşı'nın cephelerinden birinde mücadele ediyoruz. Ortada amiyane tabirle savaş raconuna ters bir durum yok. Amacımız, Çanakkale'deki diğer imparatorluk güçleri gibi, kaybettiklerimizi geri alabilmek. Kazansak, bugünkü manzara bambaşka olacaktı. Ulusalcıların ve milliyetçilerin Çanakkale'yi Kurtuluş Savaşı'na bağlama cinliğine son zamanlarda muhafazakar çevreler de, cinlikten olmasa da duygusallıktan, katıldı. Orada verilen destansı mücadele gerçeklere göz kapama vesilesi olamaz. Japonlar da Iwo Jima'da destansı bir mücadele vermişti (üç haftada 20 bin Japon ölmüştü, boru değil.) Ama bu durum Japonların Amerika'ya saldırdığı ve bunu daha çok toprak kazanma adına yaptığı gerçeğini değiştirmiyor. Geçmişte verdiğimiz savaşlara ağlayarak ve ağlatarak değil, anlamaya çalışarak bakarsak, daha sağlıklı bir gelecek inşa edebiliriz. Bu orada yatan binlerce şehidimizi de mutlu edecektir. Tarihin rayından çıkarılmasıyla elde edilecek şey, sadece temelsiz argümanlar ve sürekli bitmeyen seferberlik ruhundan başka bir şey olamaz. Biraz daha soğukkanlı olmakta fayda var. Yoksa işin yoksa gelsin 'birlik ve beraberliğe en muhtaç olduğumuz şu günlerde' martavalları. Benden paydos, bıktım...

 

 

Please reload

yayındakiler

Türkiye, bu sorunu erteleme sınırına dayanmıştır...

06/08/2014

1/10
Please reload

son yayınlananlar
Please reload

anahtar kelime ile arayın
takip edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram App Icon